Pages

14 Eylül 2010 Salı

Yorgan .

KÜNYE

Yapımcı : Vural Turunç
Yönetmen :Caner Yalçın
Senaryo :Caner Yalçın
G.Yönetmeni:Feza Çaldıran
Kurgu :Eytan İpeker

OYUNCULAR

Esme Madra
Hikmet Karagöz
Ayşegül Devrim
Serkan Keskin
Sarp Aydınoğlu
Murat Gedik

ÖZET Yıl 1980, 12 Eylül'ü takip eden günler.Şükran, yakında evlenecek yeğeni için bir yorgan siparişi verir. Düğün hediyesi olacak yorganın üzerine gelin ve damadın isimlerinin baş harfleri işlenecektir. Dönemin gergin ortamında yorgan, bazı trajik olayların başlangıcı olur. DEĞERLENDİRME Son yılların en sansasyonel,tartışmalı filmlerinden biri daha..Yorgan. Teknik açıdan doyuruculuğu ile izleyenlerden takdir görse de,12 Eylül dönemini ele alması ve bu dönemi ele alırken sergilecediği duruş büyük tartışmalara neden oldu.Popülistlikle ve duygu sömürüsü yapmakla suçlandı.Propaganda yaparak sinemanın özünü bozduğu söylendi.Kimisi de,simgeleri az kullanarak konuyu muallak bir çerçevede bıraktığı şeklinde eleştirilerde bulundu.Bu tartışmalarla beraber,çeşitli festivallerden aldığı ödüller ve gösterimler cabası oldu.Özetle,Yorgan son dönemin en ses getiren kısa filmlerinden biri.


Filme genel olarak baktığımızda,görüntü ve ışık kalitesi dikkat çekiyor.Çekim için -sanırım- 16 mm kullanılmış.İyi bir ekip çalışması ortaya konulduğu bariz.Çerçeveleme ve kurgu gayet doyurucu.(Kastta da kalabalık bir ekip olduğu görülüyor.En azından yönetmen amatör yapımlardaki gibi her göreve kendi adını yazıp dakikalarca geçirmemiş) Yani ne yaptığının bilincinde bir çalışma olmuş. Yorgan filmi hakkında eleştirilerin yoğunlaştığı nokta senaryo.Filmin senaryosunun12 Eylül gibi toplumun hassas olduğu bir dönemi ele alması,yönetmene popülizm ve duygu sömürüsü gibi suçlamalar yapılmasına neden oldu.Bir diğer eleştiri ise ana fikire güvenip (DH espisi) senaryoya gereken önemin verilmediği yolunda.. Filmin 12 Eylül dönemini ele alması,giderek apolitikleşen Türk gençliği için artı bir değer sayılabilir bence.12 Eylül dönemi bütün Türkiye için gayet sancılıydı.Siyasi oluşumların içinde yer alsın-almasın,toplumun bütün kesimleri büyük acılar yaşadı.Aradan 25 yıl geçtikten sonra,sanki hiçbir şey olmamış gibi davranmak ne kadar doğrudur? Ya da bu konuları ele almayı popülizm olarak yaftalayıp,konuşmaktan,tekrar süzgeçten geçirmek,tartışmaktan kaçmak doğru mudur? Evet,bir dönemde bir şeyler oldu.Ve bu tartışılmalı.Sanat topluma ve toplumsal olaylara kayıtsız kalamaz.Sinema da ses ve görüntünün birleştiği biricik sanat dalı olarak bu konulara kendi açısından yaklaşmalı ele almalı.Şizofren genç hikayelerinden sıkılmadınız mı artık? Caner Yalçın,bizlere farklı bir hikaye anlatıyor.Bu yönüyle Yorgan,kısa film alanına bir artı olarak yazılabilir. Ancak,ana temaya güvenerek senaryoya gereken özenin verilmediği konusuna bende katılıyorum.DH güzel bir kara mizah unsuru olmuş fakat Şükran gelinle damatın isimlerini yorgancıya söylemiyor,fakat ne hikmetse yorgancı baş harfleri biliyorYorgancının yanında çalışan kızın dilsiz olması meselesi biraz muallakta kalmış.Sorgu sahnesinden önce bunun farkına varmıyoruz ve bunu sorguda farketmemiz biraz anlamsız kalıyor.Sinemada,hele ki kısa filmde,hiç bir karakter,diyalog ya da sahne anlamsız olmamalı.Bir diyalog ya da sahne yazıyorsan,çekiyorsan kesinlikle anlamını bilmek zorundasın.Dale Carnegie ''Yazacağım her şey bittiğinde değil,içinden çıkaracağım her şey bittiğinde bir kitap tamam olmuştur'' diyor.Bir yönetmen ve filmi içinde bu geçerlidir.Eğer o kız dilsizse ve buna bir anlam yüklenmişse bunu bize farkettirmesi lazımdı. Bir diğer eleştirim ise müzikle ilgili.Film hareketli bir müzikle başlıyor.Şükran'ı oynayan kadın oyuncu da,düğün telaşesini belli etmeye çalışan şen şakrak bir hava var.Belli ki,yönetmen neşeli bir başlangıç yapıp seyiriciyi ters köşeye yatırmak istemiş.Ama birden müzik kesiliyor ve ortalığı bir kasvet kaplıyor.Normal işine gücüne bakan yorgancı ve yardımcısına bile yansıyor bu kasvet.Otosansür uygulanan işkence sahnelerinde ise birden gümbür gümbür bir müzik başlıyor.Kullanılan müzik,filmin 12 Eylül'e olan tarafsız duruşunu bir anda bozuyor.Anti-militarist,sert bir duruşa geçiriyor.Kara mizahtan çıkarıp,çok daha radikal bir film haline getiriyor.Yakın tarihimizdeki önemli bir noktaya parmak basan filme gösterilen tepkinin oluşmasına neden olan başlıca öğelerden biri de son kısımdaki müzik bence. Oyuncular arasında ise en beğendiğim yorgancının yardımcısını oynayan dilsiz kız.Sanki kamera orada değilmiş gibi oynuyor ve çok doğal.Şükranda ise sanırım yönetmenin tercihi ile biraz yapmacık bir heyecan ve sevimlilik var.Yorgancı amca ise sevimli,tonton bir amcamız.Rolüne de çok yakışmış. Özetle,Yorgan kara mizah ile dram arasında kalmış,siyasi duruşu olan bir kısa film.Teknik açıdan gayet başarılı ve gayet tartışmalı bir senaryoya sahip.Herşeye rağmen apolitik,hadi eller havaya modunda ya da amerikan özentisi korku klişeleriyle dolu kısa filmlerden bıkmış olan kısa film severler için yeni bir tad.Siyasi konuları ele yapımlara öcü gibi bakmaya gerek yok.Farklı siyasal görüşteki yönetmenler,aynı konuyu,farklı bakış açılarıyla ele alırsa konuyu her yönüyle inceleriz,tekrar düşünür,dersler alırız.Eğer ki;biz bunu yapmazsak,hatalarımızdan ders almazsak,ne yazık ki tarih tekerrürden ibaret olacaktır.İyi seyirler..


0 yorum:

Yorum Gönder